Tuesday, July 30, 2013

after before sunrise, before before sunset

-filmi sevmedin di mi?
-...
-halbuki bütün romantikler severler...
-sevmedim demedim
-çok gerçekçi değiller mi? Verdikleri tepkiler, flört ederkenki halleri...
-nesi gerçekçi c allah aşkına?! Bir de kızın gitmesine izin veriyor! Koşup treni durdurmaması mı gerçekçi? Altı ay görüşmeyeceklermiş de, sanki birbirlerini bulmaları mümkünmüş gibi... Ben olsam bırakmam, ya da onunla giderim, bu gerçekçi...
-ama koşullar, kem küm...
-hem böyle aşk olur mu? Sen yaşadın mı ki böyle bir şey?
-...
-böyle bi geceyi geçirip, konuşarak da sonra bilmem ne...
-evet.
-yalancı!
-!?%$#...

Adam haklı beyler. Ya göndermeyeceksin, ya peşinden koşacaksın. Romantizm uğruna ölmeye gerek yok, aşk için ölmeli gerekirse. Ya da bilmem...

sakıncalı film before sunset zamanlama itibariyle...

tekrar, bu kez yalnız başıma izlerken kolilerin arasında, celine'in cümlelerini yıllarca kendim söyler gibi çalmış mıyım, yoksa içimden hakikaten mi aynıları geçmiş bilemedim. bazen de little jesse'nin...

Şimdi son şansım buzdolabımı boşaltmak için. Yeni evim, yeşil dolu salonum beni bekliyor.

Tuesday, July 23, 2013

bugün

bir çift topuklu ayakkabı, bir adet sevimli, beyaz elbise ve taranmış saçların bana verdiği hayat dersi:

ya daha sık kendin (gibi) olmayacaksın, ya da daha sık kendin (gibi) olmamanı salık veren arkadaşlarını değiştireceksin. ya kendini, ya onları.

böyleyken böyle, seçim senin.

ayrıca,
engelmiş mesafeler aşk yoluna meşk yoluna derman'ım
boş masalarda gözümün arayacağı tek kişi.
bize her gün bayram değil miydi?
bu dünya bizim memleket?
hayır, anlamadın...


ama ama ama....


o değil de, bugün hava çok sıcak.
ne yapsak ne yapsak? bir hamak alıp sallansak?




Sunday, July 21, 2013

boş çerçeve

bir sürü beyaz, boş çerçeve...
paketlerken en çok özendiği...
daha evimizin başka eşyası olmadan satın aldığımız bir dolu, boy boy beyaz çerçeve...
içlerini dolduracağımız güzelliklerin umuduyla sarıp sarmalıyor, üzerlerine titriyoruz.
hepsi, tüm bu yaşananlar, içlerinde birer resme dökülmek için mi?..

öte yandan...

1+1 bir evde, onun bulunduğu salondan ayrılmamak için, odadaki eşyaları toplayamamak iki günde...1+1'in yine 1 etmesi. yeni evinde kendine ayırdığın bir odanın şimdi gereksiz gelmesi. 
o, birlikte seçtiğiniz yeni eşyalarınızı almak için evden çıkıp gittiğinde, tüm dünya boşalmış gibi yalnız hissetmek... sevmek? alışmak? hangisi daha zordu?

biterken de, başlarken de bir veda hali.




Wednesday, July 17, 2013

geri dönüşüm kurdeşen olacak

yazı yazma isteğimin en sıkışık zamanlarımda depreşip patlamaya hazır bu depresif ruhumda toplu iğne misali bir delik açması iyi mi, kötü mi bilemiyorum. ama nihayetinde buradayım. kendimle konuşuyorum.

bir başkasını hayatımın bir parçası yapmayı kabul ettiğim noktadan, bir başkasının hayatının bir parçası haline geleceğim noktaya varmak üzere olduğum bu yolculuk, hiç de öyle başkalarının tarif ettiği gibi "tatlı telaşlar" ile dolu değil benim için. daha çok gergin bir bekleyiş. yok öyle de değil, ne beklemesi! dur durak bilmeden bir şeyleri halletmeye çalışıyorum. biz en iyisi o "tatlı telaşlar" yerine, "sinirlerimin tepeme doğru yaptığı canhıraş bir tırmanış" diyelim. evet, evlenme hazırlıkları içindeyim. hiç beklemediğim (gibi) biriyle, hiç beklemediğim şekilde. beni şaşırtabilen tek şey yine ben'im.

dans etmeyi hiç beceremeyen bir çiftin ilk dans şarkısı ne olur? bir "bizim şarkımız"ı olmayan bir çiftin? ayakta sağdan sola soldan sağa sallanmalarına eşlik edecek fon müziği için bu kadar düşünme niye? bir ilişkinin fon müziği yoksa nasıl olacak ba(ğ)zı şeyler? sevgili söylediği şarkıları hep sevgilisine mi söyler?

bir insan, yüzlerce ıvır zıvırı ve yüzlerce kitabı olan bir insan, tek başına, bir yıl içinde, kaç taşınmayı kaldırabilir? bir yıl içinde üçüncü taşınmamı gerçekleştirmek üzereyim. bu seferki evimin kalıcı, evimin yuva olması dileğiyle...

"yazdın da birşey mi oldu?" diyorum kendi kendime. "yazdın da ne yazdın?"... iç döküşler dışında bir üretimim olmaması çok acı. ama çok güzel nikah şekeri üretiyorum. kız vallaha bak.

neşeli çarşambalar. burada fena yağmur var.

şarkılardan şarkı, güzellerden güzel beğenme faslımı ölüm (ya da mahkeme) bizi ayırana dek kapatıyorum.
ben bal arısı da değildim ondan önce. belki de beni bu kadar daraltan bu. pervaneye çarpan sinek olur benden sadece.

neşeli çarşambalar. burada birden görünen güneş var.
ve penceremin iç tarafında ölü sinekler. halbuki siz 'gökkuşağı' diyeceğim sanmıştınız.
yok öyle bir şey.

neşeli çarşambalar.
aynı günde miyiz?..