Ta ki...
Sözcükler hayatından çıkınca hayatın da gitgide boşaldığını görene kadar. Sahip olduğunu düşündüğün, veyahut sahip olduğuna inanma ihtiyacı içinde olduğun duygular ve yaşam, işte onlar, sözcükler olmayınca olmuyordu. Her şey yavan, her şey donuktu. Birlikte susabilmekten başka bir şeydi bu, tatsız, hissiz, acısız, aşksız...
Sonra o suskunluğun yerini yine sözcükler aldı, arada bir çıkan ve menzilini şaşıran, hedefi değil seni vuran. Sertti sözcükler ve gönderene bakılırsa anlamsızdı. Oysa o zaman iletişim anlamsızdı. Çünkü içi boş olan sözcükler değil, onlara anlam yüklemeyen oluyordu. Sertti sözcükler, kırdı sözcükler.
Sahipleriyse onaracak olanlarına sözlükten bakma gereği bile duymuyordu...
Söz*cükler... Onun için küçü*cük, anlamsız olan.
No comments:
Post a Comment